Karanlık Odadaki Suretler: Aşk, Kurgu ve Oyun Üzerine Yazılar
Yavuz Erten
Kamera kelimesi Latince “camera obscura”dan (karanlık oda) köken alır. Bu karanlık odanın çağrışımları, bizi sinema salonunun bir karanlık oda oluşuna götürür. Zihnin de bilinçdışı katmanlarıyla bir karanlığı vardır. Ruhsallık kendini sinemanın karanlık odasında bulduğu zaman, iç perdesindeki imgeler sinema salonunun perdesindekilerle alış verişe girer. Psikanalistler ve yönetmenler karanlık odadaki suretlerle konuşabilen alacakaranlık figürlerdir.
Yavuz Erten bu kitabında karanlık odalardaki öyküleri çeşitli açılardan ele alarak okuyucuyu insanlığın temsili dünyasında dolaştırıyor. Bu gezinti okuyucuya özne oluş ve öznellik; aşk, ilişki ve oyun; yalnızlık, birliktelik ve ikizlik; cinsellik ve savaş; kurgu, düş ve düşlem kavramlarının üzerine tekrar düşündürten bir yol katettiriyor.
Adam Öykü, Kasım-Aralık 2004 sayısında yayımlanmıştır.
Çağdaş sanatın üzerinde durduğu ağırlıklı meselelerden biri görünmeyeni görünür kılmak; "öz"e yönelerek, onu temsil etmeye çalışmaktansa göstermek, işaret etmek olmuştur. Özellikle çağdaş resimde pek çok yeni yönelim bu arayıştan kaynaklanır. Sevim Burak'ın resim sanatı ile yazı sanatı arasında kurduğu paralellikler bilinir. Onun yazı tekniğinde resim, çizim, fotoğraf kullanımı ve kelimelerin sayfa üzerindeki görsel düzenlenişi can alıcı bir yer tutar. Diğer taraftan tematik olarak da "görünen" ve "görünmeyen" alanlarıyla, gizli olanın ortaya çıkarılıp "gösterilmesiyle" yoğun biçimde haşır neşir olmuş bir yazardır.
Dolayısıyla Sevim Burak metinlerinde bireyin halleri üzerinde düşünürken, "görünmeyen" alanına yapıtlarında geniş yer açmış bir başka sanatçının, bir ressamın bende uyandırdığı düşüncelerden hareket etmem yersiz kaçmaz sanırım. Çıkış noktası olarak aldığım ressam çağdaş bir sanatçı değil. 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başı arasında, Orta Asya'da yaşadığı tahmin edilen Mehmed Siyah Kalem.
The eminent English critic, Sir Herbert Read, values an aesthetic object to the degree that it serves to express a pattern of emotion symbolically. He has written (1951) that aesthetics must consequently be based in part on a depth psychology capable of elucidating hidden symbolism, i.e., of showing the abstract, nonrepresentational nature of symbols. Psychoanalysis has therefore served as an indispensable tool in the development of art..
İçgörü–Winnicott Okumaları için Çeviren : Yeşim Korkut
(Çevirenin notu : Çeviri esnasında , Psişe ve Soma kelimeleri , Ruh ve Beden kelimeleri tam karşılıklarını vermeyeceğinden aynen bırakılmıştır )
‘'Benim düşünceme göre hiç bir şekilde indirgenemeyen zihinsel unsurların ve özellikle de dinamik yapı da olanların tam olarak neleri içerdiklerinin anlaşılması en büyüleyici nihai amaçlardan birini oluşturur. Bu zihinsel unsurlar bedensel ve muhtemelen nörolojik bir de eşdeğere sahiptir ve bu yöndeki bilimsel yöntemle zihin ve beden arasındaki bir asır niteliğindeki mesafeyi azaltılır. Ben bütün filozofları şaşırtmış olan antitezin bir yanılsamaya dayalı olduğu öngörüsünde bulunmayı önereceğim Diğer bir ifadeyle , ben zihnin gerçekten bir varlık olarak var olduğunu düşünmüyorum -muhtemelen bir psikolog için söylenmesi ürkütücü bir şey (İtalikler benim). Zihnin bedeni ya da bedenin zihni etkilediğinden konuştuğumuzda aslında daha sıkıcı bir ifade için uygun bir kısaltma kullanıyoruz...'' (Jones , 1946 ).