Gilles Deleuze'ün yaşarken yayınlanmış son kitabı Kritik ve Klinik Türkçede.20. yüzyılın ikinci yarısında 'Fransız Düşüncesi' olarak tanımlanan felsefi tavrın en yaratıcı isimlerinden biri Deleuze. Onun başka sahalara, edebiyata, sinemaya, müziğe, bilime yaklaşımı, bu alanları okuma, anlama, açımlama biçimi, kendi alanındaki işlevinden yani konseptler yaratan, icat eden filozofun eyleminden ayrı düşünülemez. Kritik ve Klinik, Deleuze'ün kimi edebiyatçılar (Lawrence, Carroll, Beckett, Melville, Whitman) ve kimi filozoflar (Kant, Nietzsche, Spinoza) üzerinden, onların kimi eserlerine, düşüncelerinin, yaratım süreçlerinin kimi kritik anlarına odaklanarak yazdığı metinleri içeriyor. Deleuze'e göre yazar kendinin ve dünyanın doktorudur. Bu durumda edebiyat bir sağlık girişimi olarak ortaya çıkar.
Bu çalışma, genellikle ‘yabancı insanlara karşı duyulan nefret’ veya ‘yabancı insan korkusu’ gibi anlamlar verilen zenofobi kavramını, Lacancı Psikanalizin ana kavramlarıyla tanımlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, ‘yabancı düşmanlığını/korkusunu’, Psikanalitik kuramda formüle edilen özne-nesne ilişkisine göndermeler yaparak işlemektedir. Psikanalitik kuramda ifade bulan özne-nesne sarmalı, ‘polarizasyon’, ‘ilhak’ ve ‘ergonomi’ gibi kavramlar yardımıyla özgün bir çerçeveye oturtulmaya çalışılmaktadır. Daha sonra, bu çerçeve ışığında, zenofobi kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Analiz, hem xenofobi kavramının burada yapılan tanımını sınamak, hem de bu tanımın sınırlarını belirlemek/güçlendirmek amacıyla, üç tarihsel çizgi üzerinde odaklanmaktadır: Kapitalizm, endüstrileşme ve milliyetçilik. Sonuç olarak, hem yabancının hem de ona iliştirilen korkunın öznel alanda ikamet ettiği savı ortaya atılmaktadır. Buna paralel olarak, şöyle bir sav geliştirilmektedir: Zenofobi kaynağını korku/nefret nesnesinin ‘birincil niteliklerinden’ (xenophile) değil, öznelliğin en derin yörelerinden almaktadır. Dolayısıyla zenofobinin dışsal bir form değil, öznel bir hezeyan olduğu ileri sürülmektedir.