Adam Philips- Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine
AYRINTI YAYINLARI
...Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine bizi, psikanaliz teorisinde ihmal edilmiş olan küçük küçük, ama son derece önemli konular hakkında ilginç sohbetlere davet eden denemelerden oluşan bir kitap. Endişe, risk, sükunet, gıdıklanma, osurma, öpüşme, yalnızlık, yaratıcılık ve suçluluk duygusu arasındaki ilişki; sıkılma, fobi-teori benzerliği; bir metin değil bir deneyim olarak rüya; inanç ve engeller gibi, herkesi ilgilendiren konularda çarpıcı saptamalarda bulunuyor Phillips. Mesela, İnsanlar yaşamlarının, olasılıklardan en çok korktukları dönemlerinde aşık olurlar diyor. Bir şeyin ya da kimsenin ne olduğunu, onunla aramıza girenin ne olduğunu öğrenerek anlayabiliriz. Bilinç engellere dairdir, diye bir kesinlemede bulunup, psikanalitik terapinin amaçlarından birinin hastanın mücadele edecek daha tatminkar engeller bulmasını sağlamak olduğunu söylüyor. Phillips şu soruyu soruyor bize: Kendimizle haddinden fazla alakadar olmakla kendimizi nelerden mahrum bırakıyoruz? Ona göre, her şeyi bilme saplantısı hem psikanaliz hem de hayat için olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bizi, neleri içerdiğini kendimiz dahil kimsenin bilemeyebileceği bir yalnızlığa, Rilkenin meyvenin içindeki çekirdek dediği verimli yalnızlığa davet eden bir kitap bu. (Arka Kapak)
NESNE KULLANIMINDAKİ HATALAR HAKKINDA BİR ÖN ÇALIŞMA*
LINDA B.HOPKINS, Ph.D.
Çeviren: Sinem Öztep
Hepimizin umudu, hastalarımızın bizimle işlerini bitirip sonra bizi unutmaları ve gerçek terapinin yaşamın ta kendisi olduğunu anlamaları.
-D.W. Winnicott, 1968
1951'den başlayarak 15 yıldan fazla bir süre D. W. Winnicott'ın analizinde olan M. Mesud R. Han, psikanalist, editör ve yazardı. Analizi başladığında entellektüel açıdan parlak, karizmatik bir kişiydi. Fiziksel sağlığı yerindeydi, varlıklı ve eğitimli olmak gibi önemli avantajlara sahipti. Olağanüstü bir mesleki başarı ve dünya çapında şöhret döneminden, sevdiği kadınla evlendikten ve yoğun, doyurucu arkadaşlıklar kurduktan sonra, 1989'da öldüğünde çevresinde sadece hizmetçileri ve şaşkınlığa düşmüş birkaç arkadaşı kalmıştı. Skandallarıyla kariyerine zarar verdiği gibi, yıllarca süren alkolizm ve aşırı sigara kullanımı ile de vücudunu harap etmişti. Freud'dan bu yana en nüfuzlu kuramcılardan biri ve çok sevgi, saygı duyulan bir klinisyen olan Winnicott, patolojisinin üstesinden gelip iyi bir yaşam sürebilmesi için Han'a yardım edememişti.
Bu makale Winnicott-Han analizinin öyküsünü anlatıyor. Şüphesiz, bu analiz belli alanlarda başarılıydı ve bu alanlar tartışıldı. Buradaki ilgi alanımız ise, bu analizde neyin...