Öz-farkındalık büyük bir armağan, hayat kadar değerli bir hazinedir. Bizi insan yapan şeydir. Ama bedeli de çok ağırdır - ölümlülük yarası. Varoluşumuz, büyüyüp gelişeceğimiz ve kaçınılmaz bir şekilde ölüp yok olacağımız bilgisiyle gölgelenir. Ölümlülük düşüncesi tarihin başından beri peşimizi bırakmaz. Dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu'nun ölümü üzerine yukarıda alıntıladığım sözleri söylemiştir: "Sen artık karanlıklar içindesin ve beni duyamaz oldun. Ben de öldüğümde Enkidu gibi olmayacak mıyım? Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum."
Gılgamış hepimiz adına konuşuyor. Onun ölümden korktuğu gibi hepimiz korkarız - her erkek, kadın ve çocuk ölümden korkar. Bazılarımız için ölüm korkusu genelleşmiş bir huzursuzluk şeklinde dolaylı olarak kendini gösterir ya da başka bir psikolojik bozukluk kılığına girer; bazılarımız ölümle ilgili açık ve bilinçli bir anksiyete yaşarken, bazılarımız için ölüm korkusu bütün mutluluk ve sevinci engelleyen bir dehşet haline gelir..." Son derece kişisel olan bu kitabını Irvin D. Yalom, ölüm korkusuyla verdiği mücadele sırasında öğrendiklerinden yola çıkarak hazırlamış.
Ölümle siz yüzleştiniz mi? Irvin D. Yalom okuyucularına ölümle korkmadan yüzleşmenin yollarını hastalarıyla seanslarında edindiği deneyimler yardımıyla biz okuyucularına aktarıyor.
Dr. Murat Paker'in Neşe Düzel ile yaptığı ve 03/04/2006 tarihinde Radikal gazetesinde yayınlanan "şiddet" konulu söyleşi. Orjinaline ulaşmak için linke tıklayınız. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=183285
İkisi de doğru. Şiddet yayılıyor. Medya da bu şiddeti biraz daha görünür kılıyor.
NEŞE DÜZEL
NEDEN? Murat Paker Türkiye bir şiddet patlamasından geçiyor. Bu şiddet, bizim eskiden beri alıştığımız kurumlar, örgütler, devletlerarası toplu çatışmalardan, savaşlardan çok daha farklı bir şiddet. Şu anda içinden geçtiğimiz şiddet, toplumun bireylerinin çok büyük çoğunluğunun paylaştığı bir şiddet. Liseler, genç çocukların birbirlerini dövdüğü, yaraladığı ve öldürdüğü bir yer haline geldi. Okul önlerinde eskiden simitçilerin durduğu yerlerde, şimdi bıçak satıcılarının tezgâhları var. Bu arada kapkaççılar, yankesiciler, hırsızlar yollarda rahatlıkla cinayet işleyebilir hale geliyor. Mafyacılar, çeteler ise bütün Anadolu'ya yayılıyor. Bunun yanı sıra, her gün gazeteler kocalarından, sevgililerinden dayak yiyen kadınların haberleriyle dolu. Güneydoğu ise şiddetin sokaklarda, kalabalık bir halde...