Mahabharata'da sorulur: "Dünyadaki en mucizevi şey nedir?" Yanıt çevresindeki insanların birer birer öldüğünü görmesine rağmen hiç kimsenin kendisinin öleceğine inanmaması olur.
Yalom'a da çok ilham vermiş bir İtalyan atasözünde ise şöyle denir: "Oyun bittiğinde, oyun nasıl biterse bitsin bütün taşlar aynı kutuya konur."
İşte bu iki anlayış arasında yapacağımız tercih, o kısacık hayatlarımızı nasıl yaşayacağımızı belirliyor. Yalom son dönem eserlerinde yaptığı gibi kendisince bu iki anlayışı uzlaştırmaya çalışıyor. Yalom'a göre ölümü inkâr etmek bizim mutluluk arayışımızı baltalar. Hayatın gerçek anlamı en korktuğumuz şeyle, ölümle yüzleşmekte yatar. Böylece sınırlı olduğunu duyumsadığımız hayatımızın her anını çok daha bilinçli kullanabilir ve bizim için gerçekten önemli olan her neyse onunla ilgilenebiliriz. Ölüm anında "ah keşke"li bir cümle kurmamak için bizim için "asıl" önemli olanın ne olduğunu "şimdiden" görmeliyiz.
Britanya Psikoloji Cemiyeti Tıp Bölümü'ne hitaben yaptığı başkanlık konuşması,
28 Ocak 1948. Brit. J. Med. Psychol, cilt XXI, 1948 (Through Paediatrics to Psycho-Analysis,
Collected Papers, [Pediyatriden Psikanalize, Toplu Yazılar] Brunner/Mazel, New York, 1992.
Konuşmama "Pediyatri ve Psikiyatri" başlığını seçmemin nedeni yaptığım işin niteliğinden kaynaklanıyor. Ben psikiyatriye yönelmiş bir pediyatrist ve pediyatriye sıkı sıkı tutunan bir psikiyatristim. Başkanlık makamından konuşan birinin sırtını kendine has tecrübesine yaslaması mazur görülen, hatta sık rastlanan bir durumdur. İki alanda birden çalıştığıma göre, bu konumum bana, hem çocuk hekimini, hem de akıl hastalarıyla uğraşan hekimi ilgilendiren bir şeyler söyleme vasfını kazandırıyor olmalı. Elbette iki konu üzerinde çalışan birinin, bu konuların her birinde uzmanlıktan bir parça feragat etmesi kaçınılmazdır.
Aşağı yukarı Freud'un öncü çalışmasıyla başlayan araştırmaların gösterdiği gibi, psikonevrozların analizi, hastanın çocukluğunun tahammül edilemeyen çatışmalar barındırdığını ortaya çıkardı. Bu çatışmalar, bastırmaya ve savunmaların oluşmasına yol açıp, belirtilerin kendini göstermesiyle kişinin gelişimini kesintiye uğratıyordu. Böylece, doğal olarak araştırmalar çocukların duygusal yaşamına yöneldi. Kısa süre içinde, erişkin hastaların çocukluk...