• Anasayfa
  • Etkinlik Takvimi
  • Film Çalışmaları
  • Çalışanlarımız
  • İletişim
  • Makaleler
  • Kitaplar
  • Dergiler
  • Filmler
  • Bağlantılar
Anasayfa arrow Makaleler arrow Engin Eker-- İlişkilerin Boşluğu, Boşlukla İlişki

İlişkilerin Boşluğu-Boşlukla İlişki

Engin Eker

                                                                                                               “Doğa boşluğu sevmez.”

                                                                                                                                            Aristo

Boşluk tahammül edilemez bir tasarım. Yokluk demek. Aynı zamanda dış kabuğu olan bir varlığın da içi boş olabiliyor. Yani ille de gözle görülemeyen, algılanamayan bir yanı olmak zorunda değil. Ancak iş, ruhsal aygıttaki boşluğa, yokluğa gelince insanoğlu kelimelere dökemediği bir duygu yüküyle eziliyor. İnsanoğlunun dünyaya geldikten sonra gördüğü ya da varlığıyla yer değiştirdiği ilk boşluk, doğumdan sonra anne karnında bıraktığı boşluktur.

O boşluk bizimdir ve bir başkası o boşluğa yerleştiği zaman kardeşimiz bile olsa ona haset etmememiz mümkün değildir. Anne karnı, sıcaklığı, haz dolu oluşu ve amniyon sıvısı içinde anneyle dolaysız iletişim kurma olanağıyla yeryüzündeki asıl kayıp cennettir. Amniyon kesesi içinde bir tırtıl gibi kozalanmak, korunmak, suyun sevabını tekrar tenimizde hissetmek var oluşumuzun tek amacı…

İnsan içi boş bir kalıptır. İçindeki boşluğu ruhuyla doldurmak ister. Ruhun bedene oturması, hayatın içimizden geçip giderken yarattığı depreme, sürtünmeye dayanma olasılığımızı arttıracaktır.

İnsanoğlunun doğumla beraber geride bıraktığı o boşluksuz, sıkı sıkıya ilişkiyi tüm hayatı boyunca tekrar bulma arayışı ikili ilişkilerin en temel dinamiği-dinamitidir. Her âşık çift, iç içe geçen legolar gibi “bir olmak”, bir bütünün yarısı olmak, aşığının imgesini olduğundan daha fazla yücelterek kendi içi boş bedeninin kalıbını tamlamak, doldurmak ister.

Aşkın ilk heyecanı ve hormonların yüküyle aşırı şişen imgeler, ikizini bulan ruhlar, teklik yanılsamaları, ilişkideki çatışmaların keskin kavisleriyle zamanla aşınır, deri döker, gerçek saflarına, sınırlarına çekilir. Bunu kabullenmek istemeyen çağın âşıkları, aşığının büyük, güçlü ve yüce görmek istediği yanlarını başka bir tarafa basınç uygulayarak, ezerek şişkin göstermeye çalışır. Her aşk boşuna sönmez. Yaşayan, beslenen birer canlı olan ilişkiler yıprandıkça ve gedikler, oyuntular artık sahte çabalarla kapanmayacak kadar kendini gösterdikçe başka taraftan bastırılan yanlar, aşırı basınçtan daha fazla dayanamayarak patlar ve ilişki biter. Geleneksel boyundurukların nispeten daha sıkı olduğu bizim gibi ülkelerde bitemeyen ilişkiler, o kapanmayan oyuğu boşluksuz bir ilişkiyle telafi etmek için “çocuk” yapar.

Boşluklar içinde yüzen, ezilen bir ilişki, “ilişkinin meyvesi” adı altında o ulaşılmaz cenneti, anne karnındaki o yaşamsal sahneyi tekrarlamak, kendi gediklerini onarmak ya da onların intikamını almak için yeni bir ruhsal tohum yani bebek meydana getirir. Bu bebek yeni, biricik bir varlık değildir (şüphesiz olgun ilişkilerin meyvesi olan bebekler de var), bir misyonu yerine getirmek, anne-babanın görmeye dayanamadığı boşlukları kapatan bir “perde” olmak için doğar.

Kendi varoluşsal boşlukları yetmezmiş gibi, anne-babanın da boşluklarına merhem olmaya, olduklarından daha şişkin, daha geniş görünmeye, bir oyuğa varlığını doldururken diğer kıyılarından sularının çekilmesine tahammül etmeye çalışırlar. Ne güzeldir aslında değil mi bir bebek? Saf; ama kirlenmeye açık, tanrısal; ama savunmasız, masum; ama yaralı. Ne çok işe yarar bir bebek.

Böylelikle anne-babadan, oyuklarından, boşluklarından kaçmayı, perdelerden korkmayı öğrenir ki kendisi bizzat bir perdedir. O görmemek ve göstermemek için doğmuştur. Ancak her perdenin iç yüzeyi gibi bir yanıyla bilir gerçeği, tanıktır çünkü ona.

Ancak kimse varlığını ortadan kaldıracak o perdeyi açma edimine yanaşmaz. Perdeler korkutucudur. Aşkın kırmızı halısı her adımda altı boş çıkacak endişesiyle yürünür. İlişkiler, perdelerin karşılıklı çekildiği, boşlukların (yaraların) gösterilmeden sahte gardların alındığı, geleneğin tarif ettiği âşıkla bir olmanın sen’in ben’e karışmasının sahte tragedyasındaki bir ilişikliğe dönüşür. Birbirine yaklaşamadan, perdelerini indiremeden savrulurken takılı kalınacak o tek dalın dibinde durarak paranoyanın gölgesinde bir ilişiklik…

İçi, ilişkinin içini, ruhsal aygıtı değil, dış dünyayı, dıştaki gözleri doyuran şişkin bir araya gelişler…

Bu satırların sahibi de kendi içindeki boşluğa kelimelerden örülmüş bir perde çekmektedir.

Boşluğun olması normaldir, doğa sevmese de, önemli olan neyle dolduğudur.

                                                                                       

Engin EKER

Uzman Psikolog

Vakıf Gureba Eğt. ve Arş. Hastanesi

Psikiyatri Kliniği

\n Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

 

Ender Herdurak Film Çalışmaları..

Image
 
"TRUMAN SHOW"
 
24 Mart 2010 Carsamba
20.45
Icgoru Psikoterapi Merkezi
 
Devamını oku...
 

Etkinlik Takvimi..

Şubat
OLGU/0-6 Yaş Çocuk Değerlendirme ve Aile Eğitimi Paket P...
Şubat 23, 2010 - Mart 24, 2010
Mart
PsiKe/ Fare Adam- Psikanaliz ve Psikopatoloji
Mart 15, 2010
IPD ve ICEPPD/ VII. Çocuk Psikanalizi Günleri: Okul Dönem...
Mart 19, 2010 - Mart 20, 2010
VII. Çocuk Psikanalizi Günleri
Mart 19, 2010 - Mart 20, 2010
3. Nöropsikiyatri Günleri
Mart 20, 2010 - Mart 21, 2010
Kognitif Terapi Kuram ve Uygulama
Mart 20, 2010
PsiKe/ Hanna Segal'de Yaratıcılık ve Simgesellik
Mart 20, 2010
PsiKe/ Yas ve Melankoli (1917), Manik Depresif Durumların...
Mart 22, 2010
PsiKe/ Vaka Çalışması- Psikanaliz ve Psikopatoloji
Mart 29, 2010
RPTD/ Klinikte Çocuk Çizimlerinin Kullanımı
Mart 30, 2010
Nisan
IPD/ Uluslararası Psikanaliz Birliği 100. Kuruluş Yıldönü...
Nisan 03, 2010
PsiKe/ Terapötik İşbirliği- Psikanaliz Ve Psikopatoloji
Nisan 05, 2010
PsiKe/ Bir Yanılsamanın Geleceği- Psikanaliz ve Sosyoloji
Nisan 12, 2010
16. Ulusal Psikoloji Kongresi
Nisan 16, 2010 - Nisan 18, 2010
Dr. Christine A. Padesky: Kognitif Davranışçı Terapi Eğit...
Nisan 17, 2010 - Nisan 18, 2010
PsiKe/ Totem ve Tabu, Musa ve Tek Tanrıcılık -Psikanaliz ...
Nisan 19, 2010
PsiKe/ Uygarlığın Huzursuzluğu- Psikanaliz ve Sosyoloji
Nisan 26, 2010
RPTD/ Ergenlikte Mazoşizm Sorunsalı
Nisan 27, 2010
Mayıs
PsiKe/ Vaka Çalışması- Psikanaliz ve Sosyoloji
Mayıs 25, 2010
RPTD/ Ruhsal Dünyanın İşleyişini Değerlendirmede Peri Mas...
Mayıs 25, 2010
PsiKe/Angela Mauss Hanke: Aşk Kaygısı ve Amazonlar
Mayıs 29, 2010
Haziran
17. Sosyal Psikiyatri Kongresi
Haziran 02, 2010 - Haziran 04, 2010
19. Anadolu Psikiyatri Günleri -önduyuru-
Haziran 16, 2010 - Haziran 18, 2010
Melanie Klein Trust Conference - 26 June 2010
Haziran 26, 2010
Temmuz
UMICH/ Summer Institute in Cultural Neuroscience
Temmuz 19, 2010 - Temmuz 29, 2010
Eylül
RPTD/ Bedensel bir Patoloji olarak FMF ve Ruhsal Örgütlenme
Eylül 28, 2010
Ekim
33. Uluslarası Kendilik Psikolojisi Kongresi
Ekim 21, 2010 - Ekim 23, 2010
RPTD/ Sınırda Bir Ergen ve Rorschach Testi
Ekim 26, 2010
Kasım
RPTD/ Çocukta Depresyon ve WÇZÖ-R (WISC-R)
Kasım 30, 2010
Aralık
RPTD/ Paranoya Vakasını Rorschach ile Yorumlama
Aralık 28, 2010
Takvim
Bütün hakları saklıdır. © icgoru.com, 2009