Bu kitapta üç temel psikopatolojik eksen olan nevroz, psikoz ve sınır kişilik yapılanmalarının Rorschach testindeki yansımalarını açıklamak hedeflenmiştir. Rorschach'ın bireyin süreçleri hakkında bilgi veren bir test olması dolayısıyla mutlaka her nevrotik, narsisistik ya da psikotik kişinin benzer ve aynı türde yanıtlar vereceği düşünülmemelidir. Kişilik yapıları içerisinde semptomun veya endişenin nasıl kullanıldığı ve kişinin yeterli benlik donanımlarına sahip olup olmadığı önemlidir. Bu kitapta psikanalizin ana hatlarıyla psikopatolojileri nasıl açıkladığı ve psikanalitik yönelimli testörlerin testi yanıtlayan kişinin bireysel potansiyellerini, düşünce biçimlerini ve ruhsal aygıtının işleyiş biçiminden haberdar olmalarını sağlamak hedeflenmiştir. Bu nedenle de teşhisin yanı sıra uygulanılacak psikoterapilerde hastanın psişik süreçleri ve o hasta ile nasıl bir yol izlenileceği hakkında bilgiye sahip olmak Rorschach testinin sınırlarını daha iyi açıklayacaktır.
Dr. Bernard Penot İstanbul Psikanaliz Grubu’nun davetlisi olarak İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde 9 Haziran 2001’de ‘Babalık İşlevselliği’ başlıklı bir sunum yaptı. Benim kafamda bazı taşların yerine oturmasına yardımcı oldu. Bu sunumla ilgili aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Freud’ün cevap aradığı sorular içerisinde akıl hastalığına nasıl girildiği, hangi nevroz çeşidinin seçildiği, bunlarda aile parametresinin, özellikle de babalık fonksiyonunun rolünün ne olduğuna dair sorular vardı.
Erkeğin Roma-Bizans kültüründen beri taşıdığı paternalistik, tek taraflı, paylaşılmayan güç ve hakimiyet, 20. yüzyılın ikinci yarısında endüstri sonrası toplumlarda hızla düşüşe geçiyor. Paternalizm ve patron baba gücünü kaybediyor. Babanın iktidarı düşmesinin babalık fonksiyonu üzerinde ki etkisi ne oluyor? Bu fonksiyon cinsiyete ne kadar bağlı?