Tevfika Tunaboylu İkiz- Rorschach Testinin Psikanalitik Yorumu I/Kodlama ve Uygulama
BAĞLAM YAYINCILIK
Rorschach, eğitimini verdiğim öğrencilerime de söylediğim gibi, psikopatoloji teorileri geliştikçe ve klinik tecrübeler arttıkça zenginleşen ve klinisyeni düşünmeye yönelten bir testtir. Zenginliğini hep sürdürmesi ve her an güncel kalabilmesinin temel nedeni ise kendisini teorilerden beslemesidir. Dünyada aktif olarak Rorschach'yı da sadece ölçüm aleti ve standart hale getirmek isteyen yaklaşımlar devam etmesine rağmen bu test bizleri hala şaşırtmaya devam etmektedir. İnsanın gizi, hangi psikopatoloji sınıflamasında yer alırsa alsın, hiçbir kimsenin diğerine benzememesi nedeniyle Rorschach testi sırtını sadece rakamlara dayamamakta ve 75 yıldır da güncelliğini korumaktadır.
Kadın olmak kuşatılmış olmaktır. “Kadın” erkek egemen kültür tarafından olduğu kadar, dil ve kuram ile de kuşatıla gelmiştir. Latince kadın anlamına gelen “femine”, fe ve minus köklerinden oluşur. Minus eksiklik, Fe ise inanç, güven, namus ve güvenilirlik anlamına gelir. Kadın olmak inançtan, güvenilirlikten ve namustan yoksun olmak demektir. Türkçe kadın kelimesi eski Türkçe’deki “katun” kelimesinden gelir. Katun, içine bir şey katılmış olan yani saf, arı olmayan anlamına gelir. Kadın saf ya da arı bir cins değildir. Tek Tanrılı dinlerin yaratılış mitlerinde kadın kronolojik olarak erkekten sonra yaratılan cinstir. Yahudi ve Hıristiyanlığa göre ise erkeğin kaburgasından can bulur. Aristoteles kadını “eksik kalmış erkek” olarak tanımlar. Kadın, batı düalist felsefesinin zıt ve hiyerarşik ikiliklerle düşünme geleneğinde, daha aşağı görülen bedene, doğaya, irrasyonele ve duyguya dair görülür. Freud, 1925 yılında kaleme aldığı “Cinsler Arasındaki Anatomik Farkın Bazı Ruhsal Sonuçları” adlı makalesinde şöyle der:
Telaffuz etmekte tereddüt etsem de, kadınlarda ahlaki anlamda normallik düzeyinin erkeklerden farklı olduğu kanısından kaçamam. Kadınların üst-benleri hiçbir zaman erkeklerden beklediğimiz kadar katı, nesnel ve duygusal kaynaklarından bağımsız değildir... Kişiyi iki cinsi konum ve değer itibariyle tamamen eşit görmeye zorlayan feministlerin inkarlarının bizi bu sonuçlardan saptırmasına göz yummamalıyız.