İstanbul Psikanaliz Grubu, 1994 yılında Türkiye'de psikanalizi kurmak ve geliştirmek amacı ile oluşturulmuştur. Grup, psikanaliz geleneğinin bir kurum dolayımı ile gerçekleştirilmesini hedeflemektedir. Bu tarihten başlayarak Uluslararası Psikanaliz Birliği'ne (International Psychoanalytic Association) bağlı Paris Psikanaliz Kurumu (Societe Psychanalytique de Paris) ile eğitim programını ve işbirliğini sürdürmektedir. Bu kitap, 11 Haziran 1999'da İstanbul Psikanaliz Grubu'nun düzenlediği 'Psikanaliz Tartışmaları- 1'de sunulan konuşmaların metinlerini içermektedir.
29. Uluslarası Kendilik Psikolojisi Toplantısı’nda sunulmuştur – Chicago, Kasım 2006.
Slade (2004) ve diğerleri, bağlanma sorunlarına, biçimine ve süreçlerine bakmanın klinik çalışmanın daha iyi anlaşılması bakımından değerini tartışmıştır. Bowlby (1969, 1973, 1980), çocukların, ilk bakıcılarına bağlanmaya ve bu bağı sürdürmeye yönelik bünyesel bir yatkınlıkla dünyaya geldiğini; çünkü bebeğin yaşamasını sağlayan şeyin bu bağlılık ilişkilerinin gelişmesi olduğunu düşünüyordu. Demek ki çocuklar -özellikle de korktuklarında, hastalandıklarında ya da korunmaya ve güvenliğe ihtiyaç duyduklarında- onları bağlanma figürlerinden yakınlık aramaya sevk eden bünyesel bir bağlanma davranışları sistemiyle doğarlar.
Çocuklar kendilerini güvende hissettiklerinde, etraflarındaki dünyayı da rahatça keşfedebilirler; oysa korktuklarında bakıcılarına yakın olmaları her şeyden daha önemli hale gelir. Öyleyse Slade’in ifade ettiği gibi, ‘Bağlanma teorisi hem korku ve sıkıntının temelde devam eden ilk ilişkiler bağlamında düzenlenmesiyle hem de bu tür düzenleyici süreçlerin bağlanma temsilleri biçiminde içselleştirilmesiyle ilgilidir.’