Bir Adam Yok Oluyor, aslında bir varoluş öyküsü. Var oluşun ancak peş peşe yok oluşlardan ibaret olduğunu gösteren bir öykü. Var olanlar ve yok olanlar yaşamımız boyunca oluşturduğumuz kimlikler. J. B. Pontalis diğer kitaplarından oldukça farklı olan bu yapıtında kimlik sorunsalını, anlatan, dinleyen, yazan kimliklerini birbirine sarmalayarak ele alıyor. Ama bir psikanalistin yapması gerektiği gibi, peş peşe sorular sorarak yapıyor bunu. Kim anlatıyor? Kimi anlatıyor? Kim, kimi, kime anlatıyor? Bu sorgulamada okuyucu olarak da payımıza düşeni alıyoruz. Kim olarak okuyoruz ve kimi okuyoruz biz bu satırlarda? Talat Parman
Toplumumuzdaki erkeklik kimliği üzerine sosyopsikolojik bir inceleme:
“BABAMIN SAZININ ÖNÜNDE OYNADIM, BAŞKASININ DEĞİL”*
Cemal Dindar
Toplum ve Bilim, Kasım 2004
Ne vakit cinsel kimlik ile ilgili bir mesele tartışılsa aklıma bir fıkra gelir: iki travesti şehrin meydanında yürürken, cadde girişinde bir otomobil çarpar. Biri kazayı atlatır fakat diğeri yerde baygın kalır. Arkadaşı yerdekine seslenir: “-Figeen... Figeeeen... n’olursun bir ses ver...” yanıt alamadıkça, “Figeeen” deki e’lerin miktarı ve tonu artar... En sonunda işin “Figeeen” boyutunu aştığını görür ve son bir kez seslenir: “Davut ağbey, gözüün yağını yiyim bi ses ver!..”