Ergenlik her şeyden önce kendini sorgulamak demektir. Temel bedensel ve ruhsal dönüşümlerin gerçekleştiği dönem olarak, yaşamın daha sonrasını etkileyen önemli izler bırakır. Bu izler, erişkin yaşamın kendini sorgulamalarında üzerinde tekrar tekrar durulan, yorumlanan, yeniden anlamlandırılan kimlik göndermelerini oluştururlar. İşte bu yüzden, bir erişkinin analizine ergenliğinde bıraktığı yerden başladığı söylenir. Öyleyse ergenliğe zaman zaman ve özellikle kriz dönemlerinde geri dönmek kaçınılmazdır. Oysa bazıları ergenliklerinden kopamazlar ve iflah olmaz ergenler olarak yaşamlarını sürdürürler. Kimileri ise farklı yollar seçer, ergenlik üzerine kitap yazmayı yeğlerler. Tıpkı okul yaşamından kopamayanların okula öğretmen olarak geri dönmeleri gibi!
Pek çok psikanalist için Kohut'un Freud psikanalizinden ayrılışı kendilik psikolojisi olarak bilinen sunuşu (Kohut, 1971) ile değil; bize sık sık söylediği gibi, bildiği kadarıyla, kendince en önemli katkısı olan 'İçebakış, Eşduyum ve Psikanaliz' (1959) ile daha önce başlamıştı. Bu denemede Kohut, psikanalizin özünün, eşduyumsal anlamaya giden yolda analistin hastanın psikolojik yaşamına girmesi yoluyla, hastanın sözcüklere dökülmüş içebakışlarının daha derin anlamlarına doğru işbirlikçi bir atılımla, insan düşüncesi ve güdülenmesinin araştırılması olan ve eşduyumsal anlamayı sağlayan, Freud'un psikanalitik yönteminin keşfinde yattığını gösteren tarihsel ve epistemolojik kanıtları ortaya koymuştu.
Bu yazı 1957'de Chicago Psikanaliz Enstitüsü'nün kuruluşunun 25. yıldönümü kutlamasında ana konuşma olarak sunulmasına rağmen, Kohut'un bana söylediği gibi, ancak Maxwell Gitelson'un araya girmesiyle ve bu alandaki diğer bazı etkili öncülerin karşı çıkmalarının aşılmasıyla yayın için kabul edilmişti. Karşı çıkan bu grup, yazıda kuramı değil de yöntemi bir bilim dalının temeli yaparak Kohut'un dolaylı yoldan...