Freudcu klişelerin zihnimize kazıdığı terapist resmi hâlâ tam olarak silinmiş değil. Terapisti insan psişesinin en derin kuytularına girip çıkan, ama bu karmaşık ve çalkantılı süreci adeta insanüstü bir mesafeden izlemeyi başaran "nesnel" bir şifacı -çoğunlukla bir erkek-olarak hayal ediyoruz. Tecrübeli psikoterapist Susie Orbach, terapi sürecini genellikle yapılageldiği gibi hastanın değil de, ilişkinin daha dokunulmaz ucundaki terapistin deneyimi üzerinden anlamaya ve anlatmaya çalıştığı bu kitapla, bu özel yakınlık ilişkisini kurgusallaştırma denemelerine yeni ve değerli bir boyut armağan ediyor.
Orbach'ın terapi öyküleri, kendi klinik gözlemlerinden derleyerek yarattığı altı hayali karakterle gene hayali bir terapist arasında geçiyor. İnsani kaygıların büyük bölümüne kaynaklık eden yakınlık sorunlarının terapi ilişkisinde de can alıcı bir rol oynadığını açık yüreklilikle ortaya koyan bu öyküler, sıradan insanların sıradan sorunlarına odaklanıyor: Ağına düşürdüğü kadınları duygusal olarak yağmalamaktan kendini alamayan, ama penisinin beklenmedik başkaldırısı üzerine çareyi terapide arayan Adam; hayatta kalma yöntemi olarak seçtiği yalan ve aldatma çemberini kıramamanın acısını çeken Belle; aralarındaki bağlılık ilişkisinin gücü ve derinliğiyle başa çıkmakta zorlanan Carol ve Maria çifti gibi.
Vampir Kazanova. terapist imgesini uzun zamandır kuşatan klişelere meydan okuyarak terapist-hasta ilişkisine daha eşitlikçi bir bakış getiriyor. Sağaltıcı psikoterapinin geleceği açısından umut verici, insan psişesini biraz daha derinden kavramak isteyenler için değerli bir çalışma.
Orbach'ın bu şık kitabı, terapistlerin hastalarıyla günbegün yürüttükten çalışmalarda neler hissettiği üzerine... Bu kitapla bir bedeni ve arzuları olan, nefes alan, terleyen, etten kemikten bir terapist var. Darian Leader, Observer
Orbach, psikoterapi sürecinin risklerini, heyecanlarını ve duygusal hakikatlerini çok güçlü bir şekilde yakalıyor... Zekice ve dürüstçe. Anthony Clare, Literary Review
Kendilik psikolojisine ilgi duyan kişiler arasında, Heinz Kohut’un klinik çalışmalarını aslında nasıl sürdürdüğüne dair yaygın bir merak vardır. Hem öğrencilerin hem de tecrübeli klinisyenlerin sık sık sorduğu soruların arasında, “Kohut dağılmayı (fragmentation) nasıl algılıyordu? Rüyalarla nasıl çalışıyordu? Ödipal ve pre-ödipal materyalle ne yapıyordu? Terapideki empatik kırılmaların yol açtığı dönüştürmeli içselleştirmeye (transmuting internalization) dair bazı belirli örnekler nelerdir?”, gibi sorular vardır.
Gerçi Kohut bunlar üzerine bir hayli yazıp, soruların çoğuna hiç değilse kısmen cevaplar verdiyse de, bu bilgiler onun yazdıkları içerisinde serpiştirilmiş olarak kaldı. Arnold Goldbreg’in editörlüğünü yaptığı “Kendilik Psikolojisi: Vaka Kitabı”, değerli bir katkıda bulunup bu sorulara yönelik açıklamalar içeriyor. Yine de birçok analist ve analist adayı, Kohut’un bizzat öğrettiği belli konulara karşı çok yoğun bir merak...