James F. Masterson- Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları
LİTERA YAYINLARI
Psikoloji alanındaki seçkin katkılarından dolayı en son 2003 American Psychiatric Association tarafından verilen ödül başta olmak üzere pek çok ödüle sahip olan yazar, uluslar arası düzeyde geniş çaplı seminerler ve dersler vermeye devam etmektedir. Bu kitabında klinik veriler ışığında narsistik ve bordeline kişilik bozukluklarını inceleyen J. F. Masterson, terapi süreçleri uzun zamanlı ve çok güç olan bu tür hastalıklara bakan terapistlere uygulamalarla desteklenmiş kuramsal açılımlar sunmaktadır. Narsistik ve borderline hastalıkların en belirgin niteliklerini betimleyerek terapistlerin çetrefilli uğraşlarında önemli bir yol haritası ortaya koymaktadır. Öyle ki kitapta borderline kendilikteki yetersiz duygusal yatırımdan, narsistik hastada görülen kendiliğin patolojik aşırı-yatırımına kadar olan alanlarda, kendiliğin psikopatolojisi geniş bir çerçevede çok güçlü bir şekilde tasvir edilmektedir. Klinik araştırmalarla desteklenmiş etkili bir kurama sahip olan James F. Masterson’un düşüncelerini Türkçe okuruna sunmak adına önemli bir katkı olacağını düşündüğümüz bu çeviriyi hemen takip edecek olan aynı yazarın ‘Psychotherapy of the Borderline Adult’ eseriyle birlikte psikoterapi serimiz zenginleşmeye devam etmektedir.
Bu yazının alt başlığı şöyle olmalıydı: “Üçüncü dalga (post)feminizmlerin(1) Lacan’dan öğreneceği bir şey var mı?
Malum olduğu üzere 1970’lerin sonundan itibaren psikanalitik teori üniversitelerdeki ve psikiyatrik kurumlardaki itibarını hızla yitirdi. Psikanaliz bütün sosyal ve kültürel fenomenleri psiko-seksüel açıklamalara indirgemekle ve fallogosentrik (2) olmakla eleştirildi. Bu eleştirilerin dışında genel bağlamda ise psikanaliz üç düzeyde kriz içindedir: (1) bilimsel bilgiye göre, insan zihninin bilişsel-nörobiyolojik modeli Freudcu modele baskın çıkmıştır; (2) klinik anlamda, psikanalitik tedavi ilaçlar ve bilişsel-davranışçı terapiler karşısında hızla pozisyonunu kaybetmektedir; (3) toplumsal bağlamda, geç kapitalizm(3) in baskın hedonist yasakçılığı bireyin cinsel dürtülerini daha fazla geçerli bir kaynak saymayacak gibi görünmektedir.