Narsistik, Borderline, Şizoid, Antisosyal, Paranoid, Histriyonik ve Obsesif-Kompulsif bozukluklar gibi kişilik bozukluklarının ele alındığı bu kitabın amacı, kişilik bozukluklarının tutarlı, derinlemesine ve çağdaş bir tanımına duyulan eksikliği gidermektir. Ayrıca kitap Masterson'un da ifade ettiği gibi yazarın "gelişimsel kendilik" ve "nesne ilişkileri" yaklaşımının durumunu yirmi beş yılın gelişmeleri ışığında yeniden değerlendirip güncelleştirmektedir.
Sözü edilen konu kitapta kuram, klinik ve tedavi olmak üzere üç bölümde ele alınmaktadır. İlk bölümde annenin veya çocuğun ilk bakıcısının, çocuğun normal gelişiminde ve borderline bozukluğundaki rolü incelenmektedir. Bu bölümde gelişimsel kendilik ve nesne ilişkileri yaklaşımı vb. yaklaşımların ilk ortaya çıktığı zamanda ve bugün nasıl ele alındığı anlatılmakta, çocuğun gelişiminde annenin rolünü önemseyen ve onun değerini indirgeyen yaklaşımlar karşılaştırılmaktadır. Kitabın ikinci bölümü olan klinik bölümde ise "kişilik bozuklarına psikodinamik yaklaşım" ve "kişilik bozuklukları arasındaki farklar" gibi teşhisle ilgili konular incelenmektedir. Tedaviye yönelik son bölüm ise ödipal çatışma ve nasisistik savunmalar, yakınlık, nevrotik savunmalar ve kayıp problemi gibi hususları vaka örnekleriyle ele alarak konuya açıklık kazandırmaktadır.
Ben kadın ve psikanaliz konusunu, edebiyat dünyasından bir örnek üzerinden ele almak istiyorum. Sevim Burak’ın edebiyatina psikanalitik açıdan bakmaya ve onun bir portresini çizmeye çalışacağım. Buna sanatçının “annesinin kızı olarak” portresi dedim.
Sevim Burak için kısa bir hatırlatma yapayım: 1983 sonunda , 52 yaşında öldü. Ağırlıklı olarak hikâye ve oyun yazdı. Türkiye’nin avangard yazarları kimlerdir denirse herhalde birinci sırada onun ismini anmak gerekir. Sonra da zaten pek fazla isim söyleyemeyiz. Adının şairlerle birlikte anılması daha yerinde olur aslında. Şair olmayıp da dille böylesine uğraşmış ve bu kadar büyük yenilikler getirmiş başka bir yazar yok edebiyatımızda.
**
Psikanalizin edebiyatla ilgilenmesi Freud’un zamanına kadar uzanıyor. Biliyorsunuz Freud’un Shakespeare, Dostoyevski gibi yazarlar ve başka sanatçılar üzerine pek çok metni var. Freud edebiyatın, bilinçdışıyla yakın ilişkisinden dolayı psikanalizden önce psikanalizin bulgularına ulaştığını...