Bu yazının alt başlığı şöyle olmalıydı: “Üçüncü dalga (post)feminizmlerin(1) Lacan’dan öğreneceği bir şey var mı?
Malum olduğu üzere 1970’lerin sonundan itibaren psikanalitik teori üniversitelerdeki ve psikiyatrik kurumlardaki itibarını hızla yitirdi. Psikanaliz bütün sosyal ve kültürel fenomenleri psiko-seksüel açıklamalara indirgemekle ve fallogosentrik (2) olmakla eleştirildi. Bu eleştirilerin dışında genel bağlamda ise psikanaliz üç düzeyde kriz içindedir: (1) bilimsel bilgiye göre, insan zihninin bilişsel-nörobiyolojik modeli Freudcu modele baskın çıkmıştır; (2) klinik anlamda, psikanalitik tedavi ilaçlar ve bilişsel-davranışçı terapiler karşısında hızla pozisyonunu kaybetmektedir; (3) toplumsal bağlamda, geç kapitalizm(3) in baskın hedonist yasakçılığı bireyin cinsel dürtülerini daha fazla geçerli bir kaynak saymayacak gibi görünmektedir.